0 yorum  |  Yorum Yap
Marka: My Tabib
Ürün Kodu: MTKY
Stok Durumu: Stokta var
35,00 TL


Özellikle cilt sorunlarının çözümü için kullanılan sarı kantaron bitkisi ruh sağlığı üzerinde de olumlu etkiye sahip. Tarihi Eski Yunan ve Roma'ya dayanan sarı kantaron o dönemin hekimleri tarafından savaşta alınan yaraları sarmada; yanıkları, çürükleri ve iltihapları tedavi etmede kullanırlardı. Yüzyıllar sonra Kutsal Topraklar’da savaş şiddetlenince Haçlı savaşçıları yaralarını aynı şekilde sarı kantaronla tedavi etmeye devam etti. Orta Çağ’da kalp rahatsızlıkları, sarılık, dizanteri, kanamalar, idrar sorunları ve sinirsel depresyonlar bu bitkiyle tedavi edildi. Ayrıca o zamanda ve sonrasındaki yüzyıllarda sarı kantaron çiçeğinden elde edilen, çürük ve yaralanmaları tedavi eden yağ da çok yaygındı. 17. yüzyıl itibariyle, sarı kantaron Amerikan bitkisel tıbbına dahil olmuştu, yaralar için harici olarak, sinirsel anksiyete ve depresyon içindahili olarak kullanılıyordu. Araştırmacılar 2009’da sarı kantaronun orta ve hafif depresyona etkisiyle ilgili 29 klinik deney yaptılar ve bu bitkinin plasebodan daha güçlü ve en az reçeteyle verilen anti-depresanlar kadar etkili olduğunu; aynı zamanda daha az yan etkiye sahip olduğunu gösterdiler.
Anti-depresan ilaçları, âdet öncesi sendromunun şiddetli biçimleri için de kullanılır. Sarı kantaronun etkilerini incelemek için İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde bir deney yapılmıştır. Bu deneyde sarı kantaron verilen kadınların adet öncesi sendromunun belirtilerinde % 50 oranında bir azalma olmuştur. Anksiyete ve depresyonda da gerileme yaşanmıştır.

 

22 Eylül 2013 Pazar star gazetesinde yayılan bir makalede Prof. Dr. Erdem Yeşilada aynen şöyle anlatıyor;

1964 yılıydı, anneme ülser teşhisi konulmuş ve mutlaka ameliyat olması gerektiği söylenmişti. Annem ameliyatı reddetmiş, komşuların önerdiği sarı kantaron yağı ve kudretnarı yağını hazırlayarak her sabah aç karnına yarım kahve fincanı içerek ülserini tedavi etmişti. Sanırım bu, bir ortaokul öğrencisi olarak bitkisel ilaçlarla ilk tanışmamdı. Daha henüz bir meslek seçimi yapmadığım bir dönemde şahit olduğum bu olay, belki de benim halk ilaçlarının etkinliği üzerinde araştırmalar yapan bir etnofarmakolog olmamda rol oynamıştır!

O yıllarda mide asidini etkin bir şekilde baskılayabilen asitlik düzenleyici ilaçlar henüz keşfedilmemişti. Mide asidini baskılamak için ilaç seçenekleri sınırlıydı (bazı antisekretolitikler ve alüminyum silikatlar, vd.). O dönemlerde yaygın uygulanan gastrektomi ameliyatlarının yol açtığı komplikasyonlar ise artık iyi biliniyor. Peki mide asidini sürekli olarak baskılamaya yönelik uygulamalar (H2-reseptör antagonistleri ve proton pompa inhibitörleri) ne kadar güvenli? Mide asidinin görevini göz önüne aldığımızda bu uygulamaların riskleri konusunda endişeler giderek artıyor. 

BİLİM DE DOĞRULADI

Çalışma arkadaşlarımla deney hayvanları üzerinde yaptığımız araştırmada sarı kantaron bitkisinin çiçekli topraküstü kısımlarının midede ülser oluşumunu kuvvetle önlediğini gözlemledik (artan miktara bağlı olarak yüzde 83 ile yüzde 99 arasında önlüyor). Ardından yaptığımız çalışmalarla yağda çözünen bileşenlerinin (eter özütü) ülser oluşumunun engellenmesinde kuvvetli etkisi bulunduğunu ve ülser oluşumunda rol oynayan bir organizma olan Helicobacter pylori’nin gelişimini engellediğini tespit ettik. Yani annemin ülserini tedavi eden sarı kantaronun etkinliğini bilimsel olarak da ortaya koyduk. Bizden sonra başka araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar gözlemlenmiş. Yeni yayımlanan çalışmalarımızda da sarı kantaron yağının deney hayvanlarında yaraların tedavisinde etkili olduğunu ve etkili bileşenin ‘hiperisin’ olduğunu tespit ettik. Ülserin de bir yara olduğu göz önüne alınırsa bu bulgular da ülserlerdeki etkinliğini destekliyor.

Burada önemli bir hususa dikkatinizi çekmek isterim. Annem sarı kantaron yağını hazırlarken sızma zeytinyağı kullanmıştı. Yapılan araştırmalar sızma zeytinyağı içinde hazırlanan sarı kantaron yağının etkili olduğunu, ayçiçek yağıyla hazırlandığında ise etkisiz kaldığını ortaya koyuyor. Ne kadar ilginç, değil mi?

  Antiseptik özellikler gösterdiğinden vücudu mikroplara karşı koruyor.

  İltihap önleyici etkiler göstererek vücutta oluşan iltihaplanmaların hızla iyileşmesine destek oluyor.

  Hücrelerin daha hızlı yenilenmesini sağladığından yaraların da hızla iyileşmesine yardımcı oluyor.

  Egzama, varis gibi cilt rahatsızlıklarında da olumlu etkiler gösterdiği biliniyor.

  Çay olarak tüketildiğinde hazmı kolaylaştırıyor, iştah açıcı bir etki gösteriyor.

  Aynı şekilde sindirim üzerindeki olumlu etkileri sayesinde gastrit sorunu yaşayanlara da destek oluyor.

  En önemli etkilerinden biriniyse kansere karşı gösteriyor ve kanserli hücrelerin büyüyüp çoğalmasını engelliyor.

  Vücudumuzdaki birçok hormonun düzenli bir şekilde salgılanmasına destek oluyor, bu sayede özellikle kadınların adet dönemlerinde sıkça başvurdukları arasında yer alıyor.

  Adet sancılarını dindirme konusunda etkili olduğu bilinen sarı kantaron, menopoz dönemindeki kadınların da sıkça başvurduğu bitkilerden sayılıyor.

  Sarı kantaron aynı zamanda bel ve baş ağrısı gibi sıklıkla yaşanan ağrıların da azalmasında önemli bir rol oynuyor.

  Doğal bir antidepresan etkisi göstererek sinirleri yatıştırıyor.

  Bu özelliği sayesinde stres kaynaklı uykusuzluğun, kaygı, korku gibi hislerin azalmasını sağlıyor.

  Mutluluk hormonlarının salgılanmasını destekleyerek depresyon gibi olumsuz ve ciddi sorunlardan kurtulmaya yardımcı oluyor.

  Ciltte oluşan sivilcelerle baş etmeyi de bilen sarı kantaron, sivilcelerden kalan izlerin de geçmesini sağlıyor.

  Son olarak, güneş yanığı gibi dönemsel cilt lekelenmelerinde de olumlu etkileri olduğu için sıkça kullanılıyor.

Bu bir ilaç değildir,gıda takviyesidir

 Bu bilgiler kesinlik ifade eden bilgiler değildir ,internetten alınmıştır.


Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!